Akademisyenden Ağır Eleştiri!

Akademisyenden Ağır Eleştiri!
26 Temmuz 2020 - 21:26 - Güncelleme: 08 Ağustos 2020 - 14:40
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Hulusi Doğan, akademisyenlik sınavı için verilen ilan üzerine yazdığı köşe yazısıyla, tepki verdi.

Üniversitelerin kendilerine öğretim görevlisi ve  akademisyen alırken, yaptıkları sınavlara katılabilecekleri gösteren şartları, sınavların koşullarını eleştiren Prof. Dr. Doğan'ın 'Kul Hakkı' diyerek kaleme aldığı o yazısı:

"Kıymetli okuyucularım, bugüne kadar eğitim hayatımda öğrencilerime sürekli dürüst olmalarını öğütledim. Onlara da bu konuda hep örnek olmaya çalıştım. Bu nedenle çok da sıkıntılar yaşadım. Öğrencilerime her tür meslek, makam ve gelir sahibi olabileceklerini ancak hiçbir zaman doğruluk ve dürüstlükten ayrılmamalarını vurguladım. Ayrıca siyasi görüş ve düşüncemi de eğitim hayatıma hiçbir şekilde yansıtmamaya özen gösterdim. Ancak uzmanlık alanımla ilgili konularda da asla görüş beyan etmekten, doğruları söylemekten kaçınmadım. Bugün bir eğitim ve yönetim uzmanı olarak alanıma giren bir konuyu sizlerle paylaşmakta büyük yarar görüyorum. Bunu ayrıca ülkem ve  öğrencilerim adına da bir vicdani sorumluluk olarak addediyorum.
 
Dün itibariyle bir öğrencim bana bir personel alım ilanı attı. Yüksek lisans yapan ve akademisyen olma hayali taşıyan bu öğrencim çok üzgündü. İlk önce pek anlam veremedim. Ancak ilanı inceleyince neden üzüldüğü ve umutsuzluğa kapıldığını anladım.
 
İlanda “pazarlama ve reklamcılık” bölümüne öğretim elemanı alınacağı belirtiliyordu. İlan şartı ise aynen (birebir) şöyleydi: “Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi alanında doktora yapmış olmak. Tarama sözlüğünden Kamusi Türkiye anlam değişmeleri, Yabancı Dil Olarak Türkçe, Okuma alışkanlığı, Konuşma/Yazma Kaygısı ve Sözcük Öğretimi konularında çalışmaları olmak”.
 
Öğrencim haklı olarak “pazarlama ve reklamcılık” bölümüyle “Türk Dili ve Edebiyatı” arasında nasıl bir ilişki olduğunu sordu. Kendisine bir cevap veremedim. Asıl ikinci sorusu daha da zorlayıcıydı. Türk Dili ve Edebiyatında doktora yapmış olan birinin yabancı dili nasıl Türkçe olur? dedi. İnanın buna da cevap veremedim. Kendisine ancak ilgili kurum/birimle iletişime geçmesini tavsiye ettim.
 
Kıymetli okuyucularım buradan hoşgörünüze sığınarak herkese, özellikle yöneticilerimize bir çağrı yapmak istiyorum. Sevgili yöneticilerim, sevgili büyüklerim, kardeşlerim.Toplumda birey hata yapabilir ve bu hataların bedelini kendisi öder. Ancak öyle hatalar, yanlışlar vardır ki bu bireyin dışına çıkar ailesine, topluma, hatta ülkeye zarar verebilir. Yöneticiler bu anlamda çok daha hassas konumdadırlar. Toplumun gözü önündedirler. Verecekleri doğru kararlar, gösterecekleri güzel davranışlar hem toplum, hem de kendi dünya ve ahiret hayatları için büyük kazanımlar olacaktır. Ancak aksi durumlar toplumda kalıcı ve derin yaralar açacak, özellikle kul hakkına girmiş olacaklardır. Bu anlamda belki mevzuata uyarak/uydurarak/zorlayarak, ya da bilerek, bilmeyerek “pazarlama ve reklamcılık” bölümüne “Türk Dili ve Edebiyatı” alanında eğitim görmüş birini alabilirsiniz. Ancak binlerce, milyonlarca gencin hayalini, umudunu ve güvenini de kırmış olabilirsiniz. Unutmayalım ki bu gençler gelecek peşinde zorluklar içinde mücadele veriyorlar ve ben buna yıllardır şahidim. Ülkemiz ve aileleri onlardan beklenti içindeler. Bir bireyin mutluluğu, bir ülkenin ve milletin geleceğinden daha büyük ve önemli değildir. Gençlerimizin hayalini ve bu ülkeye olan güven duygusunu sarsmaya hiçbirimizin ama hiçbirimizin hakkı yok. Lütfen yanlış anlaşılmalara neden olabilecek eylem, söylem, karar ve ilanlardan kul hakkı adına kaçınalım. Milyonların hakkını almamak için liyakat, liyakat, liyakat diyorum."

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum